Eczacılık & Kariyer
Diplomadan sonra: Eczacılığın okulda anlatılmayan tarafı
Eczacılık fakültesi, sana molekülleri, etkileşimleri, dozları öğretir. Ama diplomayı aldığın gün fark ediyorsun ki mesleğin büyük bölümü, ders kitaplarının kenarında kalan şeylerden oluşuyor. İşte ilk dönemimde öğrendiğim, sınavda hiç çıkmamış birkaç şey.
İnsan, formülden önce gelir
Tezgâhın arkasında geçirdiğim ilk haftalar bana şunu öğretti: Bir kişi sana bir kutu ilaçla geldiğinde, aslında çoğu zaman bir endişeyle geliyor. "Bu ilacı aç karnına mı alayım?" sorusunun altında bazen "iyileşecek miyim?" sorusu yatıyor. Doğru bilgiyi vermek kadar, onu sakinleştirici ve anlaşılır bir dille vermek de işin parçası.
"Bilmiyorum" demek bir beceridir
Okulda her sorunun bir cevabı vardır. Gerçek hayatta ise en güvenli cümle bazen "emin değilim, doğrulayıp döneceğim" oluyor. Sağlık alanında yanlış bir tahmin, bilmemekten daha tehlikeli. Bunu erken öğrenmek, kendime ve karşımdaki kişiye saygının bir göstergesi oldu.
Sosyal medya bir sorumluluk
İçerik üretmeye başladığımda, takipçi sayısının aslında bir tür emanet olduğunu anladım. Bir cümlem binlerce kişiye ulaşıyorsa, o cümlenin arkasında durabilmem gerekiyor. Bu yüzden burada da, tezgâhta da aynı ilkeyle hareket ediyorum: abartma, kaynağını göster, emin olmadığında söyle.
Devam ediyor
Mesleğin anlatılmayan tarafı, aslında en güzel tarafı: sürekli öğreniyorsun. Her gün yeni bir soru, yeni bir kaynak, yeni bir insan. Bu blog da o öğrenme defterinin herkese açık bir sayfası olsun istiyorum.